Ramazân-ı şerifler; kulluk hayatımızdaki nâdanlıkları, gafletleri, tefekkürden uzak geçen zamanları, durgunlukları, ihmalleri, zaafları silip süpüren; insanın mânevî hayatına yeni bir canlılık, zindelik, heyecan, şevk ve aşk getiren ilâhî hediyelerdir.
Zikrin temiz bir vicdanla îfâsı da son derece mühimdir. Bu sırra binâendir ki, ehlullah hazarâtı evrâd ü ezkâra umûmiyetle tevbe ve istiğfarla başlamışlardır.
Gerilemenin, fitne ve fesadın temel sebebi ümitsizliktir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfinde bazı kulların işledikleri günahlardan pişman olmalarından dolayı cennete gireceğini haber veriyor. Şeytan böyle kulları gördüğünde ise şunu der: "Keşke onu bu günaha sokmasaydım."
Günahları yıkayıp temizleyen gözyaşı; ilâhî muhabbet bağına girenler için bir tevbe pınarıdır, Hakk’ın ümit dergâhıdır. Bütün ümitlerin kesildiği anda bu dergâhın eşiğinde ağlayabilenler, gerçek bahtiyarlardır.