Osman Nûri Topbaş Hocaefendi insanın mükerrem olacağını cennete nasıl layık hale geleceğini anlatıyor.
Kul, günün çoğu zamanını ibadetle geçirse ama Allah’ın kullarına karşı tevazu halinde olmazsa, Allah o ibadetlere değer vermiyor ve yapılan amelleri reddediyor. İşte ayet, hadis ve menkıbelerle bunun delillerini anlatan haberimizi siz değerli okuyucularımızın istifadelerine sunuyoruz…
Dr. Murat Kaya, kibir ve tevazunun kimlerde bulunduğunu açıklıyor.
Tevâzû; alçak gönüllü olmak, daha geniş mânâsıyla hakkı kabul edip ona boyun eğmektir.
Hazan mevsiminde yapraklarını tek tek döken bir ağaç gibi, şu fânî dünya hayatında günlerini çarçabuk tüketmekte olan bir kula yakışan en güzel haslet, tevâzûdur, haddini bilmektir.
Peygamber Efendimiz’in hayatından örnek bir tevazu hikayesi...
Resûl-i Ekrem Efendimiz, kısa zamanda dünyada hiçbir kralın ulaşamayacağı derecede imkânlara kavuştu.
Allah Rasûlü’nün, dört kişinin taşıyabildiği garrâ adlı bir yemek kabı vardı.
Başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden bir başka felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Hazretleri, birçok mânevî tehlikeden selâmetin; tevâzûya bürünmekle mümkün olacağını ifade sadedinde şu teşbihte bulunmuştur: “Kılıç, boynu olanın boynunu keser!.. Gölge, yerlere döşenmiş olduğundan, hiçbir kılıç darbesi onu yaralamaya muvaffak olamaz.”