İslâm nazarında îman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar sûretinde gerçekleşir. Yani îmânın asıl tecellî mekânı akıl değil, hissiyat merkezi olan kalptir. Bu husus çok mühimdir. Çünkü îman, ulvî bir histir. Akıl ise îman hissine ulaşmakta, başlangıçtaki belli merhaleleri aşmak için gereken bir vâsıtadan ibârettir.
İnsanı ve mahlukatı muhteşem bir nizam ve iltizam içinde yaratan Allah (c.c.) bizlere sürekli akletmeyi emretmektedir. Akleden, düşünen, mahlukatı ve evreni seyreden her insan büyük bir nizamın olduğuna bununda asla sahipsiz ve rastgele olacağına inanmaz Rabbini bulur. Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül anlatıyor "Tefekkür nedir? Tefekkürün önemi nedir?"
Tefekkürde derinleşmek için atılacak ilk adım, etrâfa ibret nazarıyla bakmaktır. Zira, Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın nîmetleri sayıldıktan sonra, insanlara defalarca; “Ey bakış, görüş ve idrâk sahipleri!..”(Âl-i İmrân, 13; en-Nûr, 44; el-Haşr, 2) diye hitâb edilmiştir.
Ku'ran-ı Kerim'de insanı tefekkür ve şükre yönlendiren ayetler ve bizlere nasihatler...