İnsan rûhunun “esfel-i sâfilîn” denilen kesâfetten kurtulup letâfet ve rûhâniyete ıstıfâ ve irtifâında/yükselişinde tasavvufî eğitimin lüzûmu tartışmasız bir gerçektir. Ancak tasavvuf binâsını kuran büyük mutasavvıfların eserlerinde gördüğümüz bu yolun mücerred kâide ve esâsları târihte mi kaldı? Günümüz İslâm dünyâsında ve özellikle ülkemizde tasavvuf yavaş yavaş fonksiyonunu yitiriyor mu?