Her insan, yeryüzüne hem üstün özelliklerle hem de süflî vasıflarla gelir. Ondan beklenen, süflî ve nefsânî arzularını sınırlaması, yani “nefsini tezkiye etmesi”dir. Nefs temizlendikten sonra işin ikinci aşaması başlar, o da “kalbin tasfiyesi”… Kalpteki dünyevî, nefsânî, şeytânî bağlılık ve muhabbetler yok edilir ve insan duygu ve düşüncelerinin merkezi olan kalp, Allâh’ın muhabbetine tahsis edilir.
Kur’an-ı Kerim’de derinleşmenin farklı ölçüleri bulunmakta. Onlardan bir tanesi de 'nefis tezkiyesi'. Allah-u teâlâ, Şems Suresi'nin 9. ayetinde, “Nefsini tezkiye eden felaha ermiştir.” buyurarak ve Kıyamet Suresi'nde nefsini tezkiye edenlerin üzerine yemin ederek bu hakikati kullarının idrakine sunuyor.