Kur’ân-ı Kerîm Allah Teâlâ’nın kullarını hidayete erdirmek için gönderdiği son kitabıdır. Bu sebeple kıyamete kadar gelecek bütün insanların ihtiyacını karşılayacaktır. Bunun için her devirde onun tefsiri yapılmakta, ihtiva ettiği manalar anlaşılmaya çalışılmaktadır. Ancak onu tefsir ederken insanların bir kısım hatalara düştüğü görülmektedir.
Bugünlerde Türkiye'de ilahiyat camiasının gündemine sokulmak istenen ve Kur’ân'ın bir insan sözü olduğunu ispat etmek (!) gibi beyhude uğraşlar peşinde koşan tarihselciliğin mahiyetinin ve maksadının ne olduğu artık netleşmiş gözükmektedir.
Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay tarihselci-modernist çıkışı “Hedef Allah’ı, Kur’an’ı, Peygamberi ve sonunda İslam’ı safdışı etmektir” sözleriyle değerlendiriyor. Altınoluk Dergisi'nde kendisi ile yapılan röportajı sizler için alıntıladık.
Bu yazı “modernist” ya da “tarihselci” diye bilinen çevrelere “İslam ortak paydasında buluştuğumuz kanaatinden yola çıkarak” yapılmış bir sağduyu çağrısıdır. Asla “Üsttenci” bir yaklaşım içinde olmadan yapılan bir çağrıdır bu.
Yüzakı Dergisi bu ayki sayısında "Kur'an Kültürü"nü dosya konusu olarak işliyor.
İslam âlemi olarak zor zamanlardan geçmekteyiz, ümmet siyasi, askeri, kültürel saldırılar karşısında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Bu mücadele aslında tarih boyunca hep devam etmiştir. Bu zor dönemlerden geçerken aldığımız gerek maddi ve zihinsel yaraları önce teşhis etmek sonra da tedavi etmek büyük önem arz etmektedir. Bu zihni yenilenmeye biz tecdid diyoruz, tecdid yeni bir ruhla tekrar köklerimize dönmek, ihmal ettiğimiz konuları ciddiyetle ele alarak ikmal etmektir.
Günümüzde felsefeyi en üstün ilim gibi görüp Vahiy ve Sünnet kaynaklı ilimleri küçümsemenin, bâzı İlâhiyatçılar(!) arasında da revaç bulduğunu, esefle müşâhede etmekteyiz. Fânîlerin felsefesini okumamış bir din âlimi, bu zevât nazarında, nâkıs, hattâ câhil olarak görülmektedir.