Bir düşünsek, biraz araştırsak, hiçbir şeyin mecburiyetten olmadığını görürüz. Bozuk ve bâtıl yollardan uzak durmak isteyenlere, yani takvâ ile hareket edenlere Cenâb-ı Hak, bir çıkış yolu gösterir. Fakat takvâ ile aramayan, o çıkış yolunu göremez.
Kur’ân-ı Kerîm, sır ve hikmetlerini “takvâ ehli”ne açar. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır:
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashâbından sonra örnek alınacak zirve şahsiyetler, Hak dostu âlim ve ârif zâtlardır. Zira onlar ilim, irfan ve örnek ahlâklarıyla birer “Peygamber vârisi” mevkiindedirler.