İslam’a göre rükûsuz (namazsız) bir dinde hayır yoktur.
Hz. Peygamber Taif seferine neden çıktı? İşte Taif kuşatmasının sebebi ve sonuçları...
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayatın acı-tatlı sürprizleri, ezâ, cefâ ve meşakkatleri karşısında dâimâ Hakkʼa tevekkül, teslîmiyet ve rızâ hâlini muhâfaza etti.
Taif... Peygamber Efendimizin putperestler tarafından taşlandığı belde. Peki Peygamberimiz bu elim hâdise karşısındaki tavrı ne olmuştu?
Hazret-i Muhammed (s.a.v.) mîlâdî 571 yılının 20 Nisan’ına tesadüf eden 12 Rabîulevvel Pazartesi sabahı, Güneş doğmadan az evvel Mekke-i Mükerreme’de dünyamızı şereflendirdi. O’nun mübârek soyu Hazret-i İsmâil’in oğlu Kayzar sülâlesinin en şereflisi olan Adnân’a kadar uzanır.[1] Resûlullah, Kureyş kabilesi içinde, hem baba hem de anne yönünden en temiz ve en şerefli bir âileye mensuptur.
Bu dünya hayatında kulun gayesi, Cenâb-ı Hakk’ın dostluğuna erme yolunda gayret etmek olmalıdır. Ancak dostluk ve muhabbetin şartı; dosttan gelen ezâ ve cefâyı dahî hoş karşılamakla, ona rızâ ve teslîmiyet göstermektir.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Altınoluk Dergisi'nin Mayıs sayısında Bâyezid-i Bistâmi Hazretlerinin hikmetli sözlerini şerh etmeye devam ediyor.
Hazret-i Mevlânâ ve emsâli gönül ehlinin bütün insanlığı şefkatle kucaklayan «...بَازَا، بَازَا» “Gel, gel, geri dön gel, ne olursan ol yine gel” daveti; yüksek bir îman şuurunun tezâhürüdür. Bu davet; hidâyet arayanları gönül dergâhında şefkatle tedâvi etmek, İslâmʼın nezâket ve ihtişâmıyla tanıştırmak için yükselen bir gönül nidâsıdır. İşte müʼminin gönül dünyası da, muzdariplerin mânen rehabilite edildiği bir rahmet dergâhı hâline gelmelidir.