Tasavvufta râbıta ve kalbî beraberliğin önemi, Allah dostlarına duyulan muhabbetin mânevî terbiyedeki yeri ve zâhirî–bâtınî yakınlık arasındaki denge, “nûr üstüne nûr” anlayışıyla açıklanıyor.
İslâm, insanların hayatında fiilen, sadece inanç ve ibadet alanına inhisâr eden, biraz ahlâk hassâsiyeti getiren, ama sosyal-ekonomik hayatta etkisi çok sınırlanmış bir hâle gelme riski ile karşı karşıya mı?