Şu husus iyice bilinmelidir ki, tasavvufun üzerine binâ edileceği esas zemin, Kur’ân-ı Kerîm ahkâmı ve Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Sünnet-i Seniyyesidir. Bu itibarla Kur’ân ve Sünnet’i hayatımızın her safhasına tatbik edebilmek ve şahsımızda bir İslâm kimliği sergileyebilmek, bu mânevî yolda birinci esastır.