Allah dostları, tasavvufî terbiyeye girmek isteyenlere, evvelâ Cenâb-ı Hakk’ın emir ve neyihlerine riâyet etmelerini, Kur’ân ve Sünnet’in muhtevâsı dâhilinde yaşamalarını tavsiye eder, ondan sonra tasavvufî derslerle meşgul olmalarına izin verirlerdi.
Gerçek mânâda tasavvufî terbiye ile kemâle ermiş kimseler her dâim kalben Allah ile beraber olup Allâhʼın rızâsına vesîle olacak amellerle meşgul oldukları için, Cenâb-ı Hak da onların bâzı işlerine kefil olur.