Ashâb-ı kirâm, îman nîmetinin bedelini ödemek için büyük cefâlara katlandılar. Mekkeʼde yıllarca zulüm, işkence ve ambargolara mâruz kaldılar. Evlerini, servetlerini, yurtlarını bırakıp sırf kalplerindeki îmânı muhâfaza için Medîneʼye hicret ettiklerinde ise, bir taraftan müşrikler, bir taraftan münâfıklar, bir taraftan da Yahudilerin, yani üç kıskacın arasında bir tevhid ve var oluş mücâdelesi verdiler.
Muhterem Ali Hüsrevoğlu anlatıyor: Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretleri bizzat kendisi yaşamadığı hiç bir şeyi tavsiye etmemiştir.
Allah dostları sevdiklerini her vesile ile terbiye ederler. Evladlarının günlük programlarının namaz merkezli olmasını isterler. Dinin direği olan namaz hayatın da direği olmalıdır. Çünkü namaz müslümanın zırhıdır.