Cenâb-ı Hakk’ın bir kulun arzularını yerine getirmesi ve günahlarını affetmesi, dünya ve âhiretin bütün hayırlarını ihtivâ etmektedir. Böyle bir kul, dünya ve âhiretin bütün sıkıntılarından kurtulur. O hâlde kişinin salevât ile meşgul olması, ihtiyaç ve arzularını karşılamaya kâfîdir.