Ebû Ümâme, künyesiyle meşhur bir sahâbîdir.
Ebû Zer hazretlerinin ismi Cündeb İbni Cünâde’dir ve Gıfâr kabilesine mensuptur. Bu sebeple Ebû Zer el-Gıfârî diye meşhur olmuştur. Kendisi ilk müslümanlardandır. Daha doğrusu müslümanların beşincisidir.
Sehl İbni Huneyf, Medineli olup Evs kabilesine mensuptur. Bedir Gazvesi’ne ve ondan sonraki bütün harblere iştirak etmiştir.
Üseyd İbni Hudayr, Medineli Müslümanlardan olup Evs kabilesinin Eşheloğulları kolundandır. 18 hadis rivayet etmiştir.
Kâsım bin Muhammed (r.a.); emîn/güvenilir, verâ ve takvâ sahibi, yüce bir zât idi. Büyük bir fakih ve dînî ilimlerde imâm idi. Her hâli ile, zamanının en değerli şahsiyeti ve mürâcaat mercii idi.[1]
Kâsım bin Muhammed'in (r.a.) hikmetli sözlerinden birkaçı ve bazı rivayetlerini sizler için derledik.
Hayır; mal ve evlât çokluğuyla değildir. Asıl hayr, hilminin artması ve ilminin sana fayda vermesidir. Bulunduğu mekân insana ibadet sevâbı kazandırmaz. Sen Allâh’ı görüyormuş gibi ibadet et ve kendini ölülerden say!
Selmân-ı Pâk -radıyallâhu anh-; âlim, zâhid, dünyaya değer vermeyen, lüks ve israftan uzak duran, alçak gönüllü, güzel ahlâklı, parlak zekâya sahip, kahraman ve fedâkâr bir sahâbî idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e husûsî bir yakınlığı vardı. Peygamber Efendimiz zamanında fetvâ veren sahâbîlerden biriydi. Hayatı boyunca İslâm’ı bulmak ve onu insanlara öğretmekle meşgul olmuştur. Fârisîlerin ilk müslüman olanıdır.[1]
Hadis râvisi olan Süleyman İbni Surad el-Huzâî radıyallahu anh’ın İslâm öncesi dönemde adı Yesâr’dı. Peygamber Efendimiz bu adı Süleyman’a çevirmiştir.
Her Müslüman, “Kur’an-ı Kerim’e tâbîyim.” der. Ancak, Ashab-ı Kiram’dan öğreniyoruz ki asıl mesele, bu son mukaddes kitaptan bir ayet duyduğunda malını feda edecek kadar tabi olmaktır.