Muallâ bin Fadl şöyle demiştir: “Selef-i sâlihîn, Cenâb-ı Hakk’a, altı ay kendilerini Ramazân’a ulaştırması için duâ ederlerdi. Geri kalan altı ayda da idrâk ettikleri Ramazân’ı kabûl buyurması için duâ ederlerdi.” (Kıvâmu’s-Sünne, et-Terğîb ve’t-Terhîb, II, 354)
Yüzakı Dergisi 136. sayısında Ramazân-ı şerîfe özel hazırladığı dosyasında okuyucularını bekliyor.
Gece ve gündüzün deverânı içinde seherler… Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle muâmelede bulunacağı has kullarının vasıflarını tâdâd eden âyet-i kerîmede; وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالأَسْحَارِ “Onlar seherlerde istiğfar edenlerdir.” (Âl-i İmrân, 17) buyuruluyor.
Ramazân-ı Şerîf bambaşka bir rahmet iklimi, müstesnâ bir mağfiret mevsimidir… Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına büyük bir ihsânı, muazzam bir lûtfudur.
Ramazân-ı Şerîf bizler için Hakk’a yakınlık ve dostluğun müstesnâ vesîle ve fırsatları üzerinde yoğunlaşma mevsimidir. Hayırlarda acele etmek kadar, mânevî kazanç fırsatlarını kaçırmama hususunda da uyanık ve basîretli hareket etmek îcâb eder.
Oruç; zühd ve riyâzat tâlimidir. Bugün maalesef lüks, israf, oburluk, güç gösterisi ve nefsânî ihtirasların arttığı bir devirdeyiz. Hâlbuki oruç ibadeti bizlere, fânî nîmetlerin bir gün tamamen elinden alınacağı bir âhiret yolcusu olduğumuzu hatırlatarak, nefsânî zevklere takılıp kalmamayı, helâlleri bile asgarî seviyede kullanıp kifâyet miktârıyla yetinmeyi ve dünyevî imkânları âhiret sermâyesi kılma firâsetini telkin eder.
Ramazân-ı Şerîfʼi lâyıkıyla idrâk edip güzelce ihyâ edebilirsek, yani onu ibâdetlerle, güzel ahlâk tezâhürü amel-i sâlihlerle değerlendirip ferdî ve ictimâî kulluk vazifelerimizi lâyıkıyla îfâ edebilirsek, ilâhî af vaadi bizleri bekliyor. Fakat bunun zıddına, bu ilâhî rahmet hazinesine bîgâne kalıp ihmâlkâr davranırsak, ilâhî rahmetten mahrûmiyet tehlikesi mevcut… Yani bu kadar mühim, hassas ve kıymetli bir zaman dilimindeyiz…
Düşünmeliyiz ki geçen Ramazân-ı Şerîfʼte hayatta olan eş, dost ve akrabamızdan bâzıları artık aramızda değiller. Geçen Ramazan, onların son Ramazanʼıydı. Bizler de bu gufrân ayını son Ramazanʼımız olabileceği şuuruyla değerlendirip ondan tertemiz çıkmaya gayret etmeliyiz.
Yüzakı Dergisi, Haziran sayısında Ramazan-ı Şerifi kapak dosyası olarak işliyor. "Affın ve Merhametin Tuğyan Hâlinde Olduğu BİR RAMAZÂN-I ŞERİF" başlığını kapağa taşıyan dergide bu ay gençlerle ilgili yazılar da dikkat çekiyor.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Ahmet Taşgetiren Bey'in gerçekleştirdiği "Ramazan ve İnfak" mülakatlarının ikincisini "İnfak Edebi" başlığıyla sizlere sunuyoruz. İnfak hususunda veren elin gurura kapılmaması ve alan elin incinmemesi için İslam’ın aldığı tedbirler nelerdir? Müslümanlar nasıl bir infak edebine sahip olmalı? İnfak miktarı hususunda nasıl bir edep gözetmeliyiz? Manevi infak nedir? İslami bir infak düzeni var mı? Varlıklı bir Müslüman infak hususunda nasıl bir hesap yapmalı? yöneltilen sorulardan yalnızca birkaçı.