Hz. Peygamber’in (s.a.v.), İslâm ümmetinin geleceğiyle ilgili bir takım korku ve endişeleri vardı. Bu korkularından biri, belki en başta geleni dünya malına düşkünlük ve bu sebeple ümmetin fitneye sürüklenmesiydi.
Ebû Ya’lâ Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören)dir.” [1]
Tevekkül, yersiz sıkıntı ve kaygıların azab ve sitresinden kişiyi kurtarır, huzurlu bir hayata kavuşturur. Allah’a tevekkül etmenin sonu cennettir.
Allah Teâlâ ancak helâl maldan verilen sadakaları kabul buyurur. Helâl maldan verilen sadakalar miktar ve değer olarak bir hurma kadar az ve küçük de olsa makbuldür.
Allah’ın kendisine verdikleriyle geçinmeyi bilmek yani kanaat sahibi olmak, aç gözlülüğü, doyumsuzluğu, nasıl olursa olsun kazanma hırsını, başkalarını kendi çıkarları için kullanma teşebbüslerini önleyebilecek yegâne fikrî, psikolojik ve ahlâkî esastır. Tarih içinde Müslüman milletlerin sömürgeci olmayışının temel sebebi, ümmet çapında sahip çıktıkları bu kanaat ilkesi ve uygulamasıdır.
Mü’min için gözetilecek asıl noktanın sadece Allah’ın emir ve yasakları olduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kötülük işlediğimizde bize o işten dönmeyi ve işlediğimiz kötülüğü silecek yöntemi öğretiyor.
Kıyamet kopmadan önce Müslümanlarla Yahudiler arasında son bir savaş olacaktır. Bu savaşta bir Yahudi Müslümanların silâhından canını kurtarıp bir taşın veya ağacın arkasına saklanacak olsa, o taş, o ağaç dile gelip konuşacak ve yahudiyi kovalayan mücâhide, aradığı kişinin kendi arkasına saklandığını haber verecektir.
Allah Teâlâ, kullarını kötülüklerden korumak için emir ve yasaklarını önceden bildirmiştir. O'nun haram kıldığı şeyi kulunun işlemesi Allah Teâlâ'yı kıskandırır.Bu sebeple de sınırların çiğnenmesine razı değildir.
Bugün televizyonlarda ve sinemalarda hiçbir İslâmî ve insanî endişe taşımadan gösterilen ahlâk dışı filimler, hadisimizin anlatılmasını yasakladığı hâlleri bütün mahremiyetiyle gözler önüne sermek suretiyle insanların iffet duygularını en ağır şekilde yaralamaktadır.
Müslümanlar arasına çıkarken her yönden tertemiz olmak gerekir. Özellikle cami ve mescitlere gidileceği zaman sarımsak, soğan gibi ağızda kötü kokular bırakan yiyecekleri yememek, başkalarını rahatsız etmemek ve temiz kokmaya çalışmak gerekir.