Muhabbet ve dostluk, müştereklikten kaynaklanır. Cenâb-ı Hak cömert olduğu için, kulunun da cömert olmasından hoşlanır. Öyle ki kulunun bu fazîleti hürmetine, onun beşeriyet îcâbı düşmekten kurtulamadığı bâzı hatâ ve kusurlarını da affeder.
Beşerî sistemlerde mülk, ya topluma ya da fertlere âittir. İslâmda ise; “mülk Allâh'a âit”tir. Cenâb-ı Hak, bir emanet olarak verdiği malı-mülkü nasıl kullandığımız hususunda, biz kullarını dâimâ imtihan etmektedir. Bu imtihanda en çok düşülen iki büyük hatâ ise; “israf” ve “cimrilik”tir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, insanı Allah Teâlâ'dan uzaklaştıran ve Allah Teâlâ'ya yaklaştıran fiilleri anlatıyor.
Tasavvufun hedefi de; Kitap, Sünnet, imamların ictihadları ve mürşid-i kâmillerin güzel gördükleri metodlarla dış âlem gibi iç âlemleri de temizlemek, kalbin hâllerini ıslâh ederek îmânın yakînî bir kıvamda, aşk ile yaşanmasına zemin hazırlamaktır.