Kul olmak çok zor bir şeydir. Kendi hevâ ve hevesinin ilâh edilmesini isteyen nefis, kişiye devamlı haddini aştırır. Zira bütün israflar, kişinin hevâsından kaynaklanır. Kibrinden, kendini büyük görmesinden, bencilliğinden, başkalarını düşünmemesinden... Kibir ile israf arasında müthiş bir irtibat vardır. Şeytan da kibirli ve müsriftir; secde etmeyerek kendisini israf etmiştir. İsraf eden mü’min de aynı şeytan gibidir.
Peygamberler söz ve fiillerinde dâima doğruluk üzerindedirler. Söz ve fiilleri birbirlerinin aynasıdır.
Peygamberler, insanlara davetlerini ulaştırmak için nice sıkıntıları göğüslemişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), önceki bir peygamberin halini anlatarak, kendi tutumuna delil getirmekte, sabrın peygamberlerce paylaşılan bir meziyet olduğunu göstermektedir.
Nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmeyi hedefleyen mâneviyat yolu, peygamberlerin ve evliyâullâh’ın yoludur. Dolayısıyla büyük bir titizlik, hassâsiyet ve firâset ister. Âdeta mayın tarlasında yürür gibi âzamî derecede dikkatli olmayı gerektirir.
Ahmak Firavun’u Kızıldeniz’in girdaplarında yok eden mûcizeli, asâlı Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ve O’na yardımcı kılınan sâlih kardeşi Hârûn -aleyhisselâm- kimdir?
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem’den önce, bedeniyle de bütün peygamberlerden sonra zuhûr etmekle, nübüvvet takviminin ilk ve son yaprağı olmuştur. Dolayısıyla O, yaradılış itibariyle ilk, zaman itibariyle son, peygamberdir.
Hizmet ehli, her şeyden önce etrafına sağlam bir karakter sergileyebilmelidir. Zira insanlar, sağlam karakterli, vakarlı, örnek şahsiyetlere hayran olur ve onları örnek alarak peşlerinden giderler.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor.
İmânın ilk meyvesi merhamettir. Fakat merhamet hissi, davranışlarla ortaya konulmadığı takdirde ispata muhtaç bir iddiâ olarak kalmaya mahkûmdur. Onun en güzel fiilî ifâdesi de, Allah için yapılan hizmetlerdir.
Hakikate duyduğumuz aşkı özledik. O’na, Merhametlilerin en Merhametlisi’ne ulaşmak için her şeyimizi feda ettiğimiz aşkı özledik. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in ayağının tozu olan aşıkları özledik.