peygamber efendimiz

Ömür Boyu Kimseye "öf!" Bile Demeden Yaşayabilir Misin?

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- insan neslinin en mülâyimi idi. (Müslim, Hac, 137) Âişe vâlidemiz şöyle der: “Ahlâkı Hazret-i Peygamber’den daha güzel bir başkası yoktur. Ashâbından veya âilesinden kim O’nu çağırsa hemen, «Buyur!» derdi.

Anne Sevgisinden Bile Üstün Olan Sevgi

O’nun ümmetine olan şefkat ve merhameti, bir annenin yavrusuna olan düşkünlüğünden daha ziyâde idi. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)

Müslümanlar Arasında Kardeşliği Artırmanın Yolu

Hüsn-i zan; güzel düşünmek, iyi şeyler temennî etmek, menfî düşüncelerden ve sû-i zandan, yâni kötü düşüncelerden uzak kalabilmektir. Zan ise yersiz itham, yalan sözdür. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsn-i zan beslemeye muvaffak oldukları takdirde, birçok yanlışa düşmekten korunmuş olurlar.

İslâmiyet İçin Canını Ortaya Koyan Sahabe

Suheyb-i Rûmî -radıyallahu anh-, havass-ı ashâb-ı Rasûlullah’dan, Suheyb bin Sinan bin Mâlik en-Nemrî hazretleridir ki “Suheyb ne iyi bir kuldur” diye Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimizin övgüsüne mazhar olmuşdur.

Peygamber Efendimiz'in Kahramanlığı

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretleri yüksek şahsiyetlerine yaraşır bir şecaat ve kahramanlık timsâli idiler.

Taşlar Arasında Bir Yakut Gibiydi

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Allâh Teâlâ’nın izni olmaksızın kendi irâdesiyle mûcize meydana getiremeyeceğini, zîrâ kendisinin de onlar gibi bir insan olduğunu bildirmiştir.

Gördüğü Her Rüya Gerçekleşiyordu

Âlemlerin varlık sebebi Peygamber Efendimiz, nezih bir gençlik ve ulvî bir âile hayâtı ile sergi­lediği müstesnâ mükemmelliklerin ardından, kırk yaşlarında iken peygamberlik mertebesine nâil oldu. Kırk yaşına altı ay kala, ilâhî kudret O’na Mekke’deki Hirâ Mağarası’nı kudsî bir mektep olarak açtı.

Peygamber(s.a.v)'in Ulvî Teşrîfi İle Vukû Bulan Hâller

Beklenen Nûr, milâdî 571 yılının 20 Nisan’ına tesâdüf eden 12 Rabîulevvel Pazartesi sabahında tan yeri ağarırken zuhûr âlemine tenezzül ederek Abdullâh ve Âmine’nin izdivac kucağında dünyâmızı şereflendirdi.

Hazret-i Peygamber Neden "iki Kurbanlığın Oğlu" Diye Anılırdı?

Hazret-i Peygamber’in bi’setine yakın dönemde tevhîd inancı yitirilmiş, Kâbe kavim ve kabîlelere âit putlarla doldurulmuş, Zemzem kuyusu da iptal edilmişti.