I. Ahmed Han, Kânûnî’den sonra devlet işleri ile bizzat ve yakînen meşgûl olan nâdir sultanlardan biri idi. Çocuk yaşta pâdişah olmuş, daha o yaşta bile zekâsı ve rûhî derinliği sâyesinde mükemmel kararlar alıp, devleti yönlendirmiştir. O, dâimâ ilim ve irfan sahipleri ile istişâre ederdi. Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri gibi bir velînin başarılı bir talebesi idi.
Osmanlılar, koğuculuk, iftirâ, tezvîr, küfür, kin, garaz, kumar, intihar, düello ve cinâyet gibi her türlü fenâlıklardan son derece kaçınıp korunmaya çalışmışlardır. Öyle ki dıştan bakanlar, onların bu fenâlıkları âdeta bilmediklerine hükmetmişlerdir.
Alman imparatoru Ferdinand'ın büyük itiraflarla dolu Osmanlı hakkındaki mektubu...
Macaristan'da son haftalarda yaşanan kuraklık nedeniyle Tuna Nehri'nden sonra ülkenin en büyük ikinci nehri olan Tisza Nehri'nde sular çekilince 1562 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından inşa edilen asma köprünün kalıntıları ortaya çıktı.
Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı mülkünü tek idâre altında topladıktan sonra devletin yeniden inşâsı için hummâlı bir faâliyet içine girdi. Bunu yaparken de öncekilerin izini takip ile adâletten kıl payı ayrılmamaya riâyet etti. Halktan alınan vergileri azalttı, herkese hüsn-i muâmelede bulundu. Kardeşleriyle mücâdelede bile, evvel emirde iknâ ile hareket etti.
Tarihte irili ufaklı birçok devlet gelip geçti ama varlığını asırlardır devam ettirebilen devletler pek azdır. Bunun en önemli sırrı ise sadece askeri başarılarla değil, medeniyet olarak da varlığı kabul ettirmektir.
Haçlıların Korkulu Rüyâsı, Niğbolu Fâtihi, İklîm-i Rûm Pâdişâhı Yıldırım Bâyezîd Han (1360-1403) dördüncü Osmanlı pâdişâhıdır. Girdiği harplerde gösterdiği cesâret ve askerî manevra kâbiliyetinin son derece sür’atli olması dolayısıyla kendisine askerlerce «yıldırım» lâkabı verilmiştir. İşte onun cenglerle geçen iman dolu hayatı...
Priştine’nin güney batısındaki Kosova sahasında, müttefik haçlı kuvvetleri ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, yaklaşık yüz elli bin kişilik bir orduya sahipti. Osmanlı ordusu ise, ancak altmış bin kişi idi. Sultan I. Murat'ın muharebenin nihayetinde şehit olacağı Kosova ovasında yaşananlar ve hünkarın son sözleri...
İslâm nazarında insan, hakkına riâyet edilmesi gereken mükerrem bir varlıktır. Bunun içindir ki günahkârın dahî gıyâbında ayıp ve kusurlarını söylemek, “gıybet” nâmıyla büyük günahlardan biri olarak addedilmiştir. Kâfir de olsa, mazlumun bedduâsından sakınmak emrolunmuştur.