Osmanlı'da adalet ne kıstas alınarak sağlanıyordu? Adaletin sağlanması için görevlendirilen kişiler kimlerdi? İşte dünyaya örnek olacak benzeri olmayan muhteşem bir adalet örneği ve sonucu...
Kuruluşundan itibâren “i‘lâ-yı kelimetullâh” yolunda yürüyen Osmanlı Devleti, yayılmış olduğu geniş sahada hiçbir zaman kuru bir cihangirlik dâvâsı gütmemiştir. O, müslim, gayr-i müslim bütün tebaasına eşsiz bir adâlet ve medeniyet götürmüş, gönüllerde taht kurmuştur.
Osmanlı'da nâil oldukları adâlet sebebiyle hristiyan tebaanın devlete bağlılığını gösteren ibretlik misâller...
Osmanlı'da Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde memleketin her tarafında, her karış toprağında adâlet, hak ve hukuk hâkim durumda idi. İşte bunu kanıtlayan canlı bir hikaye...
15. asırda Türkiye’yi gezen Fransız Bertrandon de la Broquiére şöyle der: “Türkler birbirlerine saygı duyan iyi niyetli insanlardı. Yemek yerken çoğu zaman görmüşümdür, yanlarından bir fakir geçiyorsa onu kendileriyle birlikte yemek yemeğe çağırırlar. Bu bizim hiç yapmadığımız bir şeydir.”[1]