Kuruluşundan itibâren “i‘lâ-yı kelimetullâh” yolunda yürüyen Osmanlı Devleti, yayılmış olduğu geniş sahada hiçbir zaman kuru bir cihangirlik dâvâsı gütmemiştir. O, müslim, gayr-i müslim bütün tebaasına eşsiz bir adâlet ve medeniyet götürmüş, gönüllerde taht kurmuştur.
Husûsiyle Osmanlı Devleti’nin Anadolu ile İstanbul havâlisine münhasır olan kısımlarında herhangi bir zâbıta vukuâtına pek rastlanmamıştır.