İnsan şahsiyetine en çok tesir eden iki mühim müessir vardır: Birincisi, muhabbet beslenip beraber olunan insanlar, ikincisi de kazançtır. Bu yüzden, gönlümüzde muhabbetini taşıdığımız insanlara çok dikkat etmeliyiz. Zira insan çoğu zaman, doğru yola da yanlış yola da sevdiği kimselerin teşvik ve telkinleriyle gider. İkinci olarak da cebimizdeki paraya dikkat etmeliyiz. Ona haram karıştırmamalıyız.
Hüsn-i zan; güzel düşünmek, iyi şeyler temennî etmek, menfî düşüncelerden ve sû-i zandan, yâni kötü düşüncelerden uzak kalabilmektir. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsn-i zan beslemeye muvaffak oldukları takdirde, birçok yanlışa düşmekten korunmuş olurlar.
İslâm’ın doğuşunda Arap Yarımadası’nın beşik, yâni ilk zuhûr mekânı olarak seçilmesinin hikmetini anlayabilmek için öncelikle; Arapların İslâm’dan önceki hâllerini, mizaçlarını, yaşadıkları bölgenin coğrafî, siyâsî ve ictimâî husûsiyetlerini bilmek îcâb eder.
Gerçek bir mü’min, diğergâm insandır. Kendi kurtuluş beraatini alabilmenin, başkalarının da kurtuluşu için hizmet ve gayret etmekten geçtiğini bilen insandır. Zira sırf kendi menfaatini düşünen, kaba, hodgâm, bencil ve cimri bir insan tipini Rabbimiz reddediyor.