Orucun anlam ve gayesine yakışmayan durumlar, orucun bozulmasına sebep olabilecek şeylerdir.
Altınoluk Dergisi bu sayısında “Kalbin orucu”nu gündemimize getirerek, adeta merkezi bir dirilik halinin bütün uzuvlara ve hayatın tamamına yansıması gibi hassasiyet çağrısı yapmış oluyor.
Unutarak bir şey yemek veya içmek, oruç tutanların en çok karşılaştıkları hadisedir. Oruçlunun unutarak bir şey yiyip içmesi orucunu bozar mı? Oruçlu kimse unutarak bir şey yiyip içmeyi tekrar ederse ne olur? Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bu konuyu açıklıyor.
Oruç, aslında tam bir imsaktir. Yani yemeden içmeden, cinsel isteklerinden nefsi tutmak demektir. Bunun yanında ağzını yalan konuşmaktan, kötü söz söylemekten, dedikodu yapmaktan alıkoymak, başkalarına sataşmaktan ve zarar vermekten diğer organlarını da çekmek bu imsak kavramının tabii bir uzantısıdır. Oruçtan beklenen sonucun alınabilmesi için bu noktalara titizlik gösterilmesi gerekmektedir.
Hadîs-i şerîfte buyrulur: “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!..” (İbn-i Mâce, Sıyâm, 21) Yalnızca mideyi aç bırakmakla kâmil mânâda oruç tutulmuş olmaz. Makbul bir oruç, bedendeki bütün uzuvların, bilhassa da gözün, kulağın ve dilin haram ve şüphelilerden muhâfaza edilerek nefsin dizginlenmesini gerektirir. Ancak böyle bir oruç, kul için Cehennemʼe kalkan olur.
Orucun rükün ve şartları nelerdir? Orucun geçerli olması için gerekli şartlar nelerdir? İşte cevapları...
Ramazan orucunun günlük hayatımıza kazandırdığı önemli güzelliklerden biri de sahura kalkmaktır. Bu kalkıştan maksat, "bir yudum su ile de olsa" sahur yapmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sahur yemeğinin "mübarek bir yemek" olduğunu ifade eder ve sahura kalkılmasını tavsiye buyurur.
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. "Oruçlular nerede?" diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez."
Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükran hisleri uyandıran, yoksulların ve çâresizlerin hâlinden anlama şuuru kazandıran, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, gönülleri maddenin tasallutundan kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî meziyete eriştiren bir ibadettir.
Ramazan orucunu ertelemek veya bozmak için geçerli mazeretleri şu şekilde sıralayabiliriz...