Genç Dergisi, Şubat 2017 sayısı "Kendinde Boğulma Başkasında Diril" kapağıyla çıktı. Tarih Gastesi ekinde ise bu ay "Fatih Camii'ni Fatih Yaptırmamış!" diyor.
Allahüteala “İyilik edene, yaptığı iyiliğin on misli mükâfât verilir. Kötülük yapan da yaptığının dengiyle cezalandırılır” [En`âm sûresi (6), 160]buyuruyor. Peygamber Efendimiz ise “Kim bir hayır işlemek ister de onu yapamazsa, kendisine bir sevap yazılır. Yaparsa on sevap yazılır. Kim de bir kötülük yapmak ister de yapmazsa, ona hiçbir şey yazılmaz. Yaparsa bir tek günah yazılır” (Müslim, Îmân 259). Bir iyiliğe kat kat sevap verildiği halde, bir kötülüğe sadece bir günah yazılması İslâm’dan başka hiçbir din ve sistemde olmayacak bir imkândır.
İnsanoğlunun yaptığı her harekette niyetine bakılır. Demek oluyor ki, bir can pazarı olan savaşta ölünce şehid, kalınca gâzi sayılabilmek için Allah’a hizmet aşkının ön planda tutulması gerekmektedir.
Allah yolunda cihad etmek, şehâdet şerbetini kana kana içmek arzusuyla yanıp kavrulduğu halde, maddî ve bedenî güçsüzlük yüzünden buna imkân bulamayanları, korkaklık, tenbellik veya rahatına düşkünlük gibi sebeplerle savaştan kaçanlardan ayıran husus, niyet, samimiyet ve ihlâstır.
“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir” hadisi, insanın kazanacağı sevap ve günahlar ile yakından ilgili ve son derece önemlidir. Ameller yâni yapılan işler niyete göre değer kazanır sözü, çoğu zaman organlarımızla yaptığımız işleri kapsar. Yoldaki bir taşı, insanlara zarar vermesin düşüncesiyle ve sevap kazanmak ümidiyle kaldırıp atmak bir ibadet sayılır. Birinin malını meşrû olmayan yollardan elde etmeye karar vermişken, Allah korkusuyla bu düşünceden vazgeçmek de aynı şekilde sevap kazanmaya vesile olur.
Bilhassa günümüzde borçlanmaktan korkulmadığı için hemen hemen herkes borçlanmayı adet haline getirmiştir. Halbuki borçlu kimse o almış olduğu miktarı ödemekle mükelleftir.
Prof. Dr. Hamdi Döndüren, ibadetlerde niyetin önemini anlatıyor.
"Cemaatle namaz kılarken imama uyan kimseler nasıl davranır?" sorusunu Din İşleri Yüksek Kurulu cevaplandırdı.
Şebnem Dergisi Yazarı Ayşenur Vural, Dergi'nin Haziran sayısında, Mesnevi Adası başlıklı yazısında, Mesnevi'den bir beyitin şerhini yapıyor.