Bir mümin, Allah’ın lûtfettiği bütün nîmetlerin şükür borcunu nasıl ödeyebilir?
Hz. Ali (ra)’ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Allah’a karşı en azından hiç olmazsa şu husûsa dikkat ediniz: O’nun nimetini O’na isyâna âlet etmeyiniz. Bir nimete kavuştuğumuzda o nimete şükretmeyi ihmal etmeyelim ki; o nimetten mahrum kalmayım.
Nimetin şükrü nasıl yapılır? Nimetin şükür ve nankörlük arasındaki ince çizgi nedir? Müslüman"Ben yaptım, ben kendi gücümle kazandım." hastalığından nasıl kurtulur? İşte cevabı...
Hadiste zikredilen şükür imtihanını ancak üç kişiden birinin kazandığı görülmektedir. Bu ölçü ve oran belki de insanoğlunun, ilâhî nimetlere karşı tavrını ortaya koymaktaydı. Yani ilâhî denetim altında yaşadığını her hâl ü kârda farkedebilenler ancak üçte bir oranındaydı. Nitekim Allah Teâlâ “Şükreden kullarım gerçekten pek azdır” [Sebe’ sûresi (34), 13] buyurmamış mıydı?
Cenâb-ı Hak bu cihânı, âhiretin kazanılacağı bir imtihan dershânesi olarak tanzim etmiştir. Hem dünya hem de âhiret huzuruna nâil olabilmek, kulun bu dershânede Rabbine yakınlığı nisbetinde mümkün olur.