Kavuşulan yeni imkânlar, geçmişin gerçeklerini unutturmamalı, aksine bütün çıplaklığıyla hatırlatmalı ki, bu yeni nimetlerin kadr ü kıymeti bilinebilisin. Hadisi şerifte Abdurrahman İbni Avf hazretlerinin bu anlamda başından geçen bir hadise anlatılıyor.
Maalesef günümüzde, mahremiyet hassasiyetinin zaafa uğradığı, daha ziyade varlıklı kimselerin çağrılıp fakir-fukarânın unutulduğu, âdeta israf çılgınlığına ve güç gösterisine dönüşen ve bir kıyafet defilesini andıran merasimlere sıkça rastlanmaktadır. Bunlar ise ilâhî rahmeti uzaklaştırıp gazabı üzerine çeken manzaralardır.
Aklı başında bir insana; “Ver gözlerini, al İstanbulʼu!” deseler, kim verir? “Ver sıhhatini, al Dünyaʼyı!” deseler, kim değişir? Akl-ı selîm sahibi hiç kimse bunu kabul etmez. Zira bunun, kendisi için ezâ ve cefâ dolu bir mahkûmiyetten farksız olacağını bilir.
Rabbimizʼin verdiği her imkânla Oʼnun rızâsı için hizmete koşmak zarurîdir. Müʼmin mâzeret aramamalı, aksine hizmet fırsatı kollamalı ve her türlü hizmeti nîmet bilmelidir. Her hâlükârda; “‒Allah bana hangi imkânları verdi ve ben bu imkânlarla Allah yolunda nasıl hizmet edebilirim?” düşüncesiyle ve mesʼûliyet duygusuyla, dâimâ hizmet arayışı içerisinde olmalıdır.