Namazlarını, hayata vedâ eden kimse gibi kılabilen bir mü’min, her gördüğü manzarayı âhiret penceresinden seyreder gibi yaşar. Böyle bir rûhî olgunluğa sahip olanlar, hayat yolculuğunda hiç İblis’le yoldaşlık edebilirler mi? Nefsânî arzularının esareti altına girerler mi? Dünyevî ihtiraslara gönül kaptırabilirler mi?
Ferdî ibâdetlerimizin şâhı, namazdır. İslâm’ın beş temelinden biridir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “İslam dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Allâh’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhârî, Îmân)
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi insanı ahirette kurtacak en mühim ibadetlerden bahsediyor.
İkinci İslâm Halifesi Hz. Ömer (r.a.) namaza büyük ehemmiyet vermiş, bunu da devlet adamlarına nasihat etmiştir.
Beş vakit namaz ne zaman farz kılınmıştır? İslâm’da namazın mahiyeti ve önemi nedir?
Asr-ı Saâdet mü’minleri, namazlarını edâ ederken “Cenâb-ı Hak ile vuslat” heyecanı yaşarlardı. Namazlarını, dünyaya vedâ etmek üzere olan kişinin son namazıymış gibi büyük bir hasret ve huşû ile îfâ ederlerdi.[1]
Müslümanların, dünya derdine düşüp kalmadan Allah’ın emrettiği üzere namaza devam etmesi ve ailesini de teşvik etmesi gerekiyor.
Allah dostları sevdiklerini her vesile ile terbiye ederler. Evladlarının günlük programlarının namaz merkezli olmasını isterler. Dinin direği olan namaz hayatın da direği olmalıdır. Çünkü namaz müslümanın zırhıdır.
Namaz, İslam’ın temel ibadetlerinin başında gelir. Müslüman için namaz, Allah’ın huzuruna kabul anıdır. Müslüman, bu neşve ile “Allahu ekber” der namaza başlarken.
Özellikle Teravih Namazı'nda sıkça karşılaşılan bir durum olan 'hızlı namaz kılmak' dinimizce uygun mu? Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım anlatıyor.