Müslümanlar olarak bize düşen vazife, ilmin değerini bilmek ve bilginin iyilik üretmesi için “ilim ahlakını” çağımıza anlatmaktır. İmanımızın ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluğu idrak etmeli, okuyan, tefekkür eden, araştıran, öğrenmek için sahih kaynaklara müracaat eden bir toplum olmalıyız.
Özellikle 20. ve 21.yüzyılda İslâm'ı kötülemek, imajını zedelemek için İslâm'ın bilimle ters düşen ve İslâm'ın bilimsel keşiflerin önünü kapayarak toplumun gelişmesine mâni olan bir yapıya sahip olduğunu söylemekteler. Oysa İslâm medeniyeti kucağında yetişen ve modern bilimin de temelini atan Müslüman bilim adamları ve İslâm'ın bilimsel keşiflere açık olan yapısı, bu düşünceyi çürütüyor. Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, bu konuyu bakın nasıl anlatıyor?
Ufuk Eğitim Kitaplığı'ndan yazar Harun Kırkıl’ın yeni kitabı çıktı. Kırkıl “Kendini Tavuk Sanan Kartallar” isimli yeni kitabında, Müslüman ilim adamlarının yapmış oldukları keşifleri ve dünya bilim tarihine katkılarını okurlarına keyif vereceği bir hikâyeyle anlatıyor.