Her musîbet, ona müstehak olunduğu için başa gelmez. Bâzen bir müʼmin, mazlûmiyetle taçlanmak, sabır neticesi mânen derece elde etmek ve mükâfatlandırılmak üzere bir musîbete mâruz kalır.
Şahsına yapılan haksızlıkları âdeta “yok” hükmünde görerek en ufak bir kırgınlık duymadan affedebilmek; kalbî olgunluğun şâheseridir.