Dua ile Rabbin yardımını niyaz etmek, her mü’minin şiârı olmalıdır. Zira ilâhî yardım bir kula erişecek olursa, onu hiçbir güç mağlup edemez.
Daha küçük yaşlardan itibaren titiz bir eğitimden geçen Fatih Sultan Mehmet, gönül eğitimini Akşemseddîn -kuddise sirruh- Hazretleri’nin mânevî terbiyesinde ikmâl etmiştir. Bu terbiyenin başlayışı şöyle olmuştur:
Her medeniyet, kendi insan tipini vücûda getirir. O insan tipi de, mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakterleriyle âhenk arz eder. İslâm medeniyetinin inşâ ettiği insan şahsiyetinin zirvesi ise; gönüllerini bütün mahlûkâtı şefkatle kucaklayan bir rahmet dergâhı hâline getirmiş olan “vakıf insan”lardır.
Ecdâdımız Osmanlı’nın ince bir siyaset olarak, yeni fethedilen yerlere evvelâ, gönül ehli, sâlih ve velî zâtlar iskân etmesi de büyük hidâyetlere vesîle olmuştur. Nitekim bugün Balkan ülkelerinde var olan bütün müslüman halkların mevcûdiyeti, ilk Osmanlı fetihleri ve iskân siyâsetinin bir eseridir.
Varna Seferinden evvel Murad Han, iki rekât namaz kılıp ellerini semâya kaldırdı ve cân u gönülden şu duâyı yaptı...
Priştine’nin güney batısındaki Kosova sahasında, müttefik haçlı kuvvetleri ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, yaklaşık yüz elli bin kişilik bir orduya sahipti. Osmanlı ordusu ise, ancak altmış bin kişi idi. Sultan I. Murat'ın muharebenin nihayetinde şehit olacağı Kosova ovasında yaşananlar ve hünkarın son sözleri...