Tüm camilerimizde bugün okunan Cuma hutbesinde "Gün, milletçe kenetlenme ve geleceğimizi inşa etme günüdür" denildi.
Allah'ın rahmeti her zaman kahrından üstündür. Bu bakımdan her peygamber, kendisine karşı gelen düşmanlarına gâlip gelmiştir. Öyleyse belâyı gidermenin çâresi, sitem veya zulmetmek değildir. Onun çâresi affetmek, bağışlamak ve kerem eylemektir.
Kalp, ilâhî esrâra açılan bir penceredir. Bu vâsıtayı iyi kullanabilenlere öteler, sonsuzlar ayân olur. Tevhîd muhtevâsına girebilmek, kulu sonsuzluğun seyyâhı eyler.
İslam’ın, çağları aşan mesajını doğru bir şekilde anlayabilmemiz için Efendimizin hayatının tamamının bir fetih hareketi olduğunu ve bu kutlu yürüyün de aslında bir gönülleri fethetme işi olduğunu kavramamız lazım. Şiddete tevessül ederek, zor kullanarak tebliğ hareketinin olmayacağını O, hayatının kendisi olan irşat faaliyetleri ile göstermiştir.
Mü'minlerin bir vücut gibi olduklarını anlatan hadisler ve ayet-i kerimeler...
Kur’an ve hadislerde, insanları ırkına, soyuna, ailesine, sosyal konumuna, servetine, cinsiyetine, fiziksel özelliklerine bağlı bir değerlendirme anlayışı yoktur. Allah katında bütün insanlar doğuştan eşittir.
İman, nasıl cennete girebilmenin, vazgeçilmez şartı ise, mü’minleri sevmek de tam ve kâmil bir imana sâhip olabilmenin biricik şartıdır. Mü’min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmaksızın sevecek, onlara karşı muhabbet ve sorumluluk duyacaktır. Çünkü imana sınır, yine imanın kendisiyle çizilebilir.