İnsanda rûhâniyet ve nefsâniyet, bir terâzinin iki kefesine benzer. Biri hafiflediğinde diğeri ağırlık kazanır. Dolayısıyla gönüller, fânî hazlardan uzaklaşmadıkça bâkî lezzetlere kavuşulamaz. Tıpkı çocukların sütten kesilmedikçe yüksek gıdâlara ve hayâtî lezzetlere eremedikleri gibi.
Yaz bulutu hâlinde gelip geçen dünyâ hayatını, âhiret endişesi olmadan yaşamak, gündüzü akşamsız telâkkî etmek gibi abes bir şeydir.