Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri devamlı Cenâb-ı Hakk’a ilticâ ve tazarrû hâlinde bulunurdu. Sıkıntı ve meşakkatlere tahammül gösterirdi.
Mevlânâ Hâlid Hazretleri’nin dergaha gelişi ile gidişi arasındaki fark, ne kadar büyüktü. Abdullah Dehlevî Hazretleri, bu güzîde talebesini bizzat yolcu etti. Hattâ Mevlânâ Hâlid Hazretleri’nin bütün mahcûbiyet ve edebine rağmen Hazret-i Pîr, atının üzengisini tuttu ve bu aziz talebesini kendi elleriyle ata bindirdi.
Mevlânâ Hâlid Hazretleri, bir sene süren yolculuktan sonra Delhi’ye (Cihânâbâd’a) vardı. Yol için yanına aldığı bütün eşyâyı fakirlere infâk etti.
Hac, zengin ve gitme imkânı bulmuş mü’minlerin ömürlerinde en az bir kez gitmeleri farz olan bir ibâdet… Ancak Allah dostları, haccı da diğer ibadetler gibi büyük bir îman coşkusuyla yaşamışlar ve fırsat buldukça mânen istifade etmek gâyesiyle sık sık hac ve umreye gitmişlerdir.