Sahabelerden Abdullah bin Selâm (r.a) methedilmekten hoşlanmamış, ihtiyat ve tevâzu cihetini tercih etmiştir. Efendimiz (s.a.v)’in kendisine verdiği müjdeye güvenerek rehâvete kapılmamış, aksine sağlam bir irâde ile gayretini daha da artırmış, İslâm’ın sapasağlam kulpuna sıkıca sarılmış ve bu bağlılığını hiç zayıflatıp gevşetmemiştir.
Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh- kızı, Peygamber Efendimizin hanımı Âişe (r.anhâ) validemize büyük bir şefkat besler, onu severdi.
Peygamber Efendimizin Ebû Bekir radıyallahu ahn ile Medine-i Münevvere'ye hicret yolculuğunda onları koruyan Allah'ın kudret ve azametini gösterir.
Her hususta olduğu gibi îsar bahsinde de en güzel örneğimiz, Peygamber Efendimiz ve O’nun nebevî terbiyesi altında yetişmiş olan güzîde sahâbîlerdir.