Budist rahiplerin zulmünden kaçmaya çalışan Arakanlı bir Müslüman, anne ve babasını da sırtında taşıdığı kefe ile Bangladeş'e götürdü.
Geçen günlerde bir dersimizde, Peygamber Efendimiz ve ashâbının nasıl işkencelere mâruz kaldığı konusunu işlerken, bir öğrencim dayanamayarak ayağa kalktı ve: “Hocam, ben dayanamıyorum, anlayamıyorum… Neden eskiden beri hep müslümanlar çile çekiyor? Neden hep müslümanlar zulüm altında? Neden hep müslümanlar fakir?! Düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum…” diyerek gözyaşlarına boğuldu.
Bugün açlık ve sefâletin kol gezdiği pek çok beldedeki nice mazlum ve mağdur müslüman kardeşimiz, kurban ikramlarımızla yaşanacak olan İslâm kardeşliği tezâhürünü hasretle beklemektedir.