Orucu, nefsânî zaaflarla zedelememek; bilhassa dili, dedikodu, gıybet, yalan, iftirâ ve mâlâyânîden muhâfaza etmek, yani çirkin konuşmalara karşı dile de “sükût orucu” tutturabilmek îcâb eder.
Hadîs-i şerîfte buyrulur: “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!..” (İbn-i Mâce, Sıyâm, 21) Yalnızca mideyi aç bırakmakla kâmil mânâda oruç tutulmuş olmaz. Makbul bir oruç, bedendeki bütün uzuvların, bilhassa da gözün, kulağın ve dilin haram ve şüphelilerden muhâfaza edilerek nefsin dizginlenmesini gerektirir. Ancak böyle bir oruç, kul için Cehennemʼe kalkan olur.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi imtihan dünyasından, Ramazan ayının hikmetlerinden ve makbul bir orucun özelliklerinden bahsediyor.