Ashâbın en mühim meşgûliyeti, Allâh’ın kitâbını anlamak, öğrenmek, hikmet tecellîlerine nâil olabilmek ve muktezâsınca amel etmekti. Hayâtın lezzetini Kur’ân’ı tekrar tekrar okumak, dinlemek ve yaşamakta buluyorlardı.
Prof. Dr. Ömer Çelik ile Kur'ân'ın "oku" emri üzerine konuştuk.
Hıfz (korunma) ayetlerini haberimizden okuyabilirsiniz.
“Bize sadece Kuran yeter diyenlerin” aslında Kuran-ı Kerim’e karşı da saygı ve sevgileri yoktur, onların derdi peygamberimizi devre dışı bırakarak Kuran-ı Kerimi kendi keyiflerine göre yorumlamaktır. Zira bu kesimler hadis külliyatı ortada durduğu sürece Kuran’ı istedikleri gibi yorumlayamamakta, dini hayatı keyiflerine uyduramamaktadırlar.
Kur’an-ı Kerîm’i okumaktan gaye düşünmektir. Bu da ancak ağır ağır okumakla mümkündür. Ağır okumakla hem Kur’an’a saygı gösterilmiş olur ve hem de Kur’an, okuyana tesir eder.
Gaziantep'te 3 yıldır Kur'an kursuna giden 83 yaşındaki Gülsüm Aktaş, bu yıl azmi sayesinde Kur'an-ı Kerim okumayı öğrendi.
''3 Günde Kur’ân Öğreten Program'' Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tatbikat Camii’nde başlıyor.
Eskişehir'de Odunpazarı Halk Eğitim Merkezinde açılan kursta görevli görme engelli eğitmen, kendisi gibi 13 engelliye Braille alfabesiyle Kur'an-ı Kerim eğitimi veriyor.
Kayseri Müftülüğü 4-6 yaş grubu işitme engelliler için düzenlenen kurslarda işaret diliyle Kur'an-ı Kerim öğretiliyor. Ayrıca kursta çocuklara dini simgeler ve sembollerle değerler ve ahlak eğitimi de veriliyor.
Gaziantep'te yaşayan 82 yaşındaki Ali Zorlu, gittiği kursta, kısa sürede Kur'an-ı Kerim okumayı öğrendi.