Kur’an-ı Kerim’in kalbin nevbaharı kılınmasını istemek, aslında iki dünya mutluluğunun kaynağına tüm renkleri ve güzellikleri ile temelli sahip olmayı dilemek demektir. Çünkü baharı yaşamak, sıkıntılardan kurtulmanın tabii yoludur.
“Allah” diyen duygulu bir kalp ile bir hak çiğnenemez, bir gönle diken batırılamaz. Katılık, kalbe garazkârlıktır. Onun başladığı yerde dinî duygular zaafa uğrar. Kalpsiz okunan bir Kur’ân’dan ne anlaşılabilir?
“Okunan kitap” vasfına sahip olan Kur’an-ı Kerim’in kendine özgü bir çerçevede okunuşu genel olarak “tilâvet” kelimesiyle ifade edilir. Tilâvet, tecvid kurallarının icrâsıyla, güzel ses ve musiki eşliğinde sesli olarak gerçekleşen bir okumadır ve yalnız Kur’an’a hastır. [1]
Fatih Çollak Hoca, "bir Müslümanın, Kur'ân-ı Kerîm'i nasıl okuması gerektiğini" anlatıyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin, Yüzakı, Akmescid hafızlık merasiminde yapmış olduğu sohbeti istifadenize sunuyoruz.