Yeryüzünün ötelere açılan bir penceresi mesabesindeki ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ’yı zâlimlerin elinden kurtarmak, ümmet üzerine bugün için önemli farzların başında gelmektedir. Bu farz yerine getirilmediği sürece tüm ümmet, tek tek, cemaat cemaat, devlet devlet sorumludur. Herkes kendi iktidarı çerçevesinde bir şeyler yapmanın yolunu bulmak durumundadır.
Size bir teklifim olacak; gelin oturup ecdâdın unutulmaz hizmetlerinden birindeki mükemmel işleyişin satır başlarını konuşalım. Her yıl kutsal topraklara sefer eden hac yolcuları ile Surre-i Hümâyûn kafileleri arasından süzülerek, geçmişin aydınlığından geleceğe umut devşirelim…
Rivâyetlere göre, Ye’cûc ve Me’cûc, kötü ve belâlı iki millettir. Yüzleri yassı, gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısa, sayıları çoktur. Kıyâmete yakın yeryüzüne yayılacaklardır. Ye’cûc ve Me’cûc kavminde ânî doğumlar olacak, böylece birden bire artacaklardır. Nasıl sinekler teressübât üzerinde birden çoğalıyorlarsa, onlar da öyle çoğalacaklardır. Şu an bulundukları yer Hak Teâlâ’nın ilminde gizlidir.