Hicretten on yıl önce Mekke’de doğdu. Babası Hz. Ömer’le birlikte müslüman oldu ve onunla birlikte hicret etti. On üç yaşında iken Uhud Savaşı’na katılmak istedi; fakat Hz. Peygamber onun henüz çok genç olduğunu söyleyerek buna izin vermedi. Hayatının ileriki dönemlerinde birçok savaşlara ve fetihlere iştirak etti. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin de bulunduğu İstanbul seferine katıldı.
Şeyh Sâdî buyurur: “Senin boyunduruğun altında, emrine tâbî ve hizmetine âmâde köleye lüzumsuz yere ve haddinden fazla öfkelenme. Sen de haddini bil ve aşırı gitme! Zira mahşer günü köle âzâd olur, serbest bırakılır ve onun efendisi olan sen zincire vurulursan, bu senin için en büyük rezilliktir…”
Cenâb-ı Hakk’ın bir kulun arzularını yerine getirmesi ve günahlarını affetmesi, dünya ve âhiretin bütün hayırlarını ihtivâ etmektedir. Böyle bir kul, dünya ve âhiretin bütün sıkıntılarından kurtulur. O hâlde kişinin salevât ile meşgul olması, ihtiyaç ve arzularını karşılamaya kâfîdir.