Ölmek üzere olan kimseye Lâ ilâhe illallah kelimesinin telkin edilmesinin fazileti nedir?
Hadis-i Şerifte günde 100 defa "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" zikrini getirmenin büyük sevâbını anlatıyor.
“Bütün gaybları en iyi şekilde bilen Cenâb-ı Hak, ibadetlerin sûretleri ile birlikte kulluk vazifesinin îfâsını da rûh ve rûhâniyetin en derin ve en hassas noktasından bekler.”[1]
İman, Hz. Peygamber'in getirdiklerinin hepsini tasdik, küfür de inkâr etmektir. Peki iman ve ile küfür araındaki sınır nedir?
Tasavvufu, Cenab-ı Hakk'ı kalben tanıyabilme sanatı olarak açıklayan Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, 9 maddede tasavvufu anlatıyor.
Kelime-i Tevhîd, bir ferdin İslâm’a dâhil olurken attığı ilk adım, yaptığı ilk tespit ve sonraki hayatında da şahsiyetini gösteren kimliğidir. Bu sözü söyleyen kişi, Allâh’a sahîh bir şekilde îman etmiş ve son ilâhî din olan İslâm’a girmiş olur. Bu itibarla Kelime-i Tevhîd, dînin temeli ve istinadgâhıdır.
İslam’ın en temel inanç noktasında “Lâ” ve “İllâ...”
Bu başlık altında biz, “insanın Yüce Allah karşısındaki konumu nedir?” sorusuna cevap vermek niyetindeyiz. Cenâb-ı Hak bizi yanlış yazmaktan, okuyanları da yanlış anlamaktan muhafaza buyursun.
Bir söz vardır ki, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur.
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder: