Bilgi ile aramızda olan ilişkiyi anlatırken yer yer abartılar yaparız, bilgi gözümüzde büyür. Kendi dünyamıza döner bazı itiraflarda bulunuruz.
İsrâ Sûresi’nde şöyle buyruluyor; “Doğrusu bu Kur’ân en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan mü’minlere büyük ecir olduğunu, âhirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler” Cafer Durmuş, Altınoluk Dergisi'nin Şubat sayısında büyük mükâfatı kazanmanın Kur'ân'da geçen 17 yolunu yazdı.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetlerinde “Lâ ilâhe illâllah Muhammedür Rasûlullah” lafzını hayatımıza nasıl intikal ettirebileceğimizden bahsediyor.
Avusturya'da tartışmalara neden olan "İslam Yasa Tasarısı", Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. İslam'a yönelik birçok engelleyici hükmün bulunduğu yasanın meclisten geçmesi tartışmalara yol açtı.
Malı, Allah Teâlâ’nın uygun görmediği, yasakladığı yerlere dağıtmaya harcamaya (israf) denir. İslam dinine göre “israf” haramdır. Kalbin hastalığıdır. Yani manevî bir hastalıktır. Dinimiz hasisliği, cimriliği kötülediği gibi birçok ayeti kerime ve hadis-i şerife ile de israfı kötülemiştir. Kur’ân’i ve kalbi bir pencereden yaklaşık 20 yıl önce Sadık Dana (k.s.) tarafından kaleme alınan bu makalede Türkiye’nin israfla imtihanı özetleniyor. Bugün israfla olan imtihanımız dünden daha çetin geçiyor elbette. Bugünü anlamak için düne bir bakalım isterseniz...