İçinde bulunduğumuz imtihan âleminde, nefs tezkiyesi ve kalp tasfiyesi neticesinde süfliyattan kurtulup kemâle ermek ve ulvî mertebelere ulaşmak için mânevî eğitime girmek şarttır. Sohbet eden kişi de, işte bu mânevî eğitimle meşgul olan bir gönül mütehassısı, ruhlara ebedî hayat aşısı yapan bir gönül doktorudur.
İnsanı iknâ ile ve empatik bir yaklaşımla terbiye etmek, hem fıtrî, hem insânî, hem de medenî bir terbiye yoludur. Muhatabı daha dinlemeden ve konuşturmadan, kızarak, bağırarak hatta ayıplayarak kötülükten alıkoymaya çalışmak, onu kötülüğün kucağına itmektir. Kaba kuvvete başvurmak, çoğu zaman fikrî ve duygu zafiyetinden ileri gelir. İnsanın duyguları bazen aklını örtebilir. Ona yardımcı olup aklının hâkimiyetine vesile olabilmelidir.
Firâset, peygamberlerin sıfatlarından bir cüzdür. İnce bir zekâ ile muhatabın aklının seviyesine göre davranmaktır. Zîrâ bir kimseyi sevindiren bir davranış, diğer bir kimseyi üzebilir.
Mahlûkât arasında en mükerrem bir şekilde yaratılan insana, saygı ve tâzimle yaklaşmak îcâb eder. Zîrâ onun kalbi, nazargâh-ı ilâhîdir. Bu itibarla insana yapılacak hizmetlerde hassas davranmak, hizmetin semeresi ve ecri bakımından son derece mühimdir.