Sohbet eden kişi, sohbet meclisine, tıpkı bir mâbede girer gibi edep ve huşû ile girmelidir. Üstlendiği vazifenin, her şeyden önce kendisi için büyük bir nîmet ve lutuf olduğunu düşünmeli, buna şükrâne olarak da kardeşlerinin maddî ve mânevî donanımından kendini mes’ûl hissetmelidir. Kardeşleriyle geçirdiği her ânı, son nefesiymiş gibi düşünerek iyi değerlendirmeli, hamd ve şükür duyguları içinde bulunmalıdır.
İnsan sarraflığı da ayrı bir kabiliyet… Adam yetiştiren liderler, “bana ne” demeyen, sadece gerçeği söyleyip gitmeyen; aksine yapılması lazım gelen her ne ise o işe, başından sonuna himmet edip kişinin elinden tutan ve yola koyan kimselerdir. İnce düşünülürse, şu âlemde bir insan inşâ ve ihyâ etmekten daha fazîletli bir amel ne olabilir? Bir küçük kâinât olan insanı, zayi olup gitmekten kurtarmak, ne azametli bir hizmettir!
"Şu ana kadar birçok insanla tanıştım, vakit geçirdim ama hâlâ insanları doğru tartamıyorum. Bu yüzden yoruluyor, yeni insanlarla tanışmak istiyor, kendi küçük dünyamı kurup öylece yaşamak istiyorum. Bununda mümkün olmadığını biliyorum. Bu işin bir çözümü var mı?" Psikolog Mehmet Dinç cevaplıyor...