Gerçek îmân, sırf lafızda kalan bir sözden; ameller de, birtakım kuru ve rûhsuz hareketlerden ibâret değildir. Gönlün tâ derinliklerinden taşan samîmî duygularla yaratana inanmak ve ona bağlanmak, emir ve nehiylerini zevk ve şevkle kabûllenmek ve bu hâl ile amel-i sâlih icrâ ederken O’nun rızâsından gayrı bir maksada aslâ iltifat etmeyip değer vermemek îcâb eder.
Gizli şirk olan riyâ, en makbûl amelleri bile boşa çıkarıp sahibini ilâhî gazaba dûçâr eder. Bu sebeple müʼmin, ibadet ve tâatlerinde aldanışa düşmeden Âhiret hazırlığı yapmalıdır.