Dünyaya aldanarak âhireti unutmak; bayağı şeylerle oyalanarak saâdeti sefâlet çarşısında aramaktan farksızdır. Bu gafleti bertaraf etmenin çâresi ise “zikir”dir. Zikir, gönlün Allah ile olmasıdır.
Mânevî açıdan kalp, insanın gönül dünyasının merkezini teşkil eden, Rabbanî bir noktadır. İlâhî tecellilerin yansıdığı bir odak olan kalp, aynı zamanda hissiyatın görüldüğü, fikirlerin neşv ü nemâ bulduğu yer, yani dimağdır. O, duygunun, düşüncenin ve hareketlerin merkezi konumundadır.