ilahi kudret

O Olmasaydı Olmazdık

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, insanlığın önünde bir “Sirâc-ı Münîr”, yani karanlıkları aydınlatan bir ebediyet kandili.

Nimete Değil Gönderene Nazar Et!

Mü’min, güç ve kud­re­tin an­cak Allah’tan ol­du­ğu­na ina­na­rak, hiz­met­ler­de­ki ba­şa­rı­sın­dan do­la­yı nef­si­ne bir pay çı­kar­ma­ma­lı­dır. Hat­tâ Ce­nâb-ı Hak ken­di­si­ni böy­le bir hiz­me­tin ger­çek­leş­me­sine ve­sî­le kıl­dı­ğı için, O’na kar­şı şük­rü­nü ar­tır­ma­lı­dır.

İlahi Hikmete Aşina Olmak Hakk'a Teslimiyet Doğurur

Dinin özü, Hakk’a teslimiyetten ibarettir. Her şeyde O’nun irâdesini ve hikmetini görerek, hissederek, büyük bir hayranlık içinde bediî güzellikleri seyretmek ve ilâhî kudret akışları karşısında yürek ürpertisiyle: “Seni tesbih ederiz Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın” diyebilmektir.

Kendini Bilen Üç Zümre

Ke­lâm-ı ki­bar­da bu­yru­lduğuna göre ken­di­ni bi­len­ler üç züm­re­ olarak ifade edilir.

Dünya Dönmeseydi Ne Olurdu?

Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde yedi kat semâdan bahsetmektedir. Görülebilen birinci kat semâ ise diğer katları insanoğlunun akıl ve idrâki nasıl kaldırabilir ki?!