Müʼmin, bu cihânın fânî, âhiretinse ebedî olduğunun şuuru içinde, zaman sermâyesini en güzel şekilde değerlendirmelidir.
Allah için yapılması gereken ibadet, hayır-hasenât ve hizmetlere, fânîler ortak edilirse, yani Allah’tan başkasının da takdîrini kazanmak gibi nefsânî bir gâye karışırsa, hem o amellerimizin ecri zâyî olur, hem de -nebevî tâbiriyle- “küçük şirk” sayılan riyâ/gösteriş cürmü irtikâb edilmiş olur. Bu ise, îmâna zarar veren, son derece mahzurlu bir hâldir. Bu sebeple bizler amellerimizde sadece Allah'ın rızasını gözetmeliyiz.
İhlâs, amelleri sırf Allah rızâsı için îfâ etmek ve onlar üzerine nefsânî gâyelerin gölgesini bile düşürmemektir. Başta riyâ ve ucub olmak üzere kalbimizi her türlü mânevî kirden arındırmaktır.