Zekât birinci derecede ancak fakirlere verilebildiğine geldiğine göre, zekât-ı mânevî de rızk-ı mânevî olduğundan mânen fakir olan yani kendisinde hiçbir varlık, hal, ilim gibi medâr-ı iftihar bir sanat görmeyen kimselere mahsustur.